top of page

12. YARGI PAKETİ İLE YAPILAN DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE BELİRSİZ ALACAK DAVASI İLE KISMİ ALACAK DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR

  • 28 Tem
  • 6 dakikada okunur

Belirsiz alacak davası nedir?


Belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddeye göre; “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” demektedir. Madde metninden belirsiz alacak veya tespit davasının açılabilmesi için alacağın miktarının yahut değerinin dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenebilmesi, ya imkânsız olmalı ya da davacının kendisinden beklenmemelidir. Dava açılırken de belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmesinde yarar vardır.

 

Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi, ayrıca alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari değeri göstermesi gerekir.


Kısmi dava nedir?

 

Aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın veya hakkın tamamının değil de, belirli bir kısmının talep edilerek açılan davaya kısmi dava denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenen kısmi dava; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz. Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklinde düzenlenmiştir.

 

Davacının davasını açarken açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu olmayıp, dava dilekçesindeki açıklamalardan alacağın dava edilenden daha fazla olduğunun ve şimdilik yalnızca bir kısmının dava edildiğinin anlaşılması gerekli ve yeterlidir. Uygulamada da davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak davasını açmış olması kısmi dava olarak kabul edilir. (HGK, 15.01.2014 gün E. 2013/9-2190, K. 2014/4)

 

12. Yargı Paketi’nden öncesine göre belirsiz alacak davası ile kısmi dava karşılaştırması

 

Kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava konusu edilen alacak miktarı için kesilmesine rağmen belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca davaya konu geçici talep miktarı için değil, sonradan artırılacak olan alacak da dahil olmak üzere tüm alacak için kesilir.

 

Kısmi davada davanın açılmasından sonra davacı, geriye kalan alacağını karşı tarafın muvafakat etmemesi halinde, daha önceden ıslah yoluna başvurmaması koşuluyla, ıslahla davaya dahil edebilirken, belirsiz alacak davasında davacı talep miktarını, iddianın genişletilme yasağına tabi olmaksızın (davalının rızası aranmadan ve ıslah yoluna başvurmadan) kullanabilir.

 

Kural olarak, kısmi davadan sonra ıslahla artırılan miktar için faiz, ıslah tarihinden itibaren işlemeye başlarken belirsiz alacak davasında alacağın tamamı için davanın açıldığı tarihten itibaren faiz işletilir.

 

Kısmi davada dava açıldığı sırada dava değeri belirli iken, belirsiz alacak davasında davacının dava açtığı sırada gösterdiği değer geçici olup, bununla birlikte yargılama sırasında ortaya çıkacak alacağın tamamının da hüküm altına alınması istenmektedir.

 

Belirsiz Alacak Davası

Kısmi Dava

Zamanaşımı, sonradan artırılacak olan alacak için de davanın açıldığı tarihte kesilir.

Zamanaşımı, alacağın dava tarihinde konu yapılan kısmı için kesilir. Islah ile artırım yapılırsa artırma yapılan kısım için ıslah tarihinde zamanaşımı kesilir.

Karşı tarafın rızasına gerek duymadan ve ıslah hakkını kullanmadan artırım yapılabilir.

Yalnızca ıslah ile artırım yapılabilir.

Faizler, tüm alacak için davanın açıldığı tarihten itibaren işler.

Faizler*, dava tarihinde talep edilen kısım için o tarihten, ıslah yolu ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren işler.

Dava açıldığı sırada dava değeri belirli değildir.

Dava açıldığı sırada dava değeri belirlidir.

 

 

İşçilik alacakları yönünden

 

İşçilik alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı konusunda Yargıtay daireleri ve Hukuk Genel Kurulu arasında önemli görüş ayrılıkları vardır. Bu görüş ayrılıklarının temelinde, esas olarak, davasını açtığı tarihte alacağını tam ve kesin olarak belirlemesinin işçiden beklenemeyeceği düşüncesi yatmaktadır.

 

İş hukukundan kaynaklanan davalarda sıkça karşılaşıldığı üzere, taraflar arasında çalışma süresi ve ücret miktarı yönlerinden uyuşmazlık bulunması alacağı belirsiz hale getirmez. Keza, işçi çalışma süresini ve ücretini belirleyebilmektedir. İşçinin ne zamandan beri çalıştığını veya ücretinin ne kadar olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. İşçinin kendisinin bilmediği çalışma süresini, tanıkların bildiğini veya bilirkişinin bilebileceğini farz etmek ispat kurallarına da aykırıdır.

 

İşçilik alacaklarının hesabı genelde iki kritere tabidir. İşçinin iş yerinde geçen çalışma süresi ve ücreti ile ekleri bilindiğinde işçilik alacakları belirlenebilir durumdadır.

 

Belirsiz alacak davasını öngören hükümde biri sübjektif, diğeri objektif iki unsur karşımıza çıkmaktadır. Alacağın veya dava değerinin belirlenmesini objektif olarak imkânsız olması halinde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Sübjektif unsur ise alacaklının talep konusu miktarı belirlemesinin alacaklıdan beklenememesidir.

 

Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları yönünden, davacı haftada kaç saat fazla çalışma yaptığını, hangi hafta tatillerinde çalıştığını belirleyebilmekte ise de hâkimin hesaplanan miktardan hangi oranda takdiri indirim yapacağını bilebilecek durumda değildir. Bu sebeple, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları belirsiz alacak davasına konu edilebilir.

 

Kıdem tazminatı hesabı için, işçinin çalıştığı süre, fasılalı çalışma olup olmadığı, bu süre içinde ihbar önelini altı hafta aşan istirahat raporu alınıp alınmadığı, ücretsiz izin uygulaması olup olmadığı, grevde geçen sürenin varlığı, işçinin son ücreti, ücretin eki niteliğindeki ödemelerin son bir yıllık ortalaması, ücretin eki mahiyetindeki ödemelerin devamlılık arz edip etmediği gibi konuların net olarak bilinebilmesi gerekir. Genel olarak ücret ve çalışma süresinin işçi tarafından bilinmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, uygulamada çoğunlukla kıdem tazminatı kısmi dava ile talep edilir. İşçinin, hesabın unsurlarına dair sözü edilen bir veya birkaç konuda belirsizlik halinde kıdem tazminatının başlangıçta tam olarak ve tamamen belirlemesi mümkün olmaz. Bu nedenle hesabın unsurlarındaki tartışma ve belirsizlik, alacağın da belirsiz olması sonucunu doğurur. Ancak ücret ve eklerine dair tartışma kıdem tazminatı tavan sınırlaması sebebiyle sonuca etkili değilse, kıdem tazminatının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği düşünülmelidir.

 

İhbar tazminatı hesabı noktasında kıdem tazminatı için sözü edilen tavan sınırlaması hariç, hemen hemen aynı verilere ihtiyaç vardır. Kıdem tazminatında olduğu gibi ihbar tazminatının hesaplanmasında da ihtiyaç duyulan ücret ve çalışılan sürenin işçi tarafından bilinmeyişi hayatın olağan akışına aykırıdır. O yüzden ihbar tazminatı da uygulamada çoğunlukla kısmi dava ile talep edilir. Ancak, işçinin çalışma süresindeki tartışmanın ihbar süresine dair dilimi etkilemesi veya işçinin ücreti ve eklerindeki herhangi bir tartışma halinde ihbar tazminatı da belirsizdir. 

 

Çalışma süresi ve ücretin tartışmalı olması durumunda yıllık izin ücreti belirsiz alacak davasına konu edilebilir. Ancak çalışma süresi ve ücretin işçiye verilmiş veya ulaşabileceği belge ve kayıtlarla kesin olarak saptanabildiği hallerde yıllık izin ücretinin belirli olduğu ve belirsiz alacak davasında konu olamayacağı söylenebilir.

 

 

12. Yargı Paketi ile belirsiz alacak davası kaldırıldı. Peki şimdi ne olacak?

 

16 Temmuz 2026 tarihi ile yasalaşan 12. Yargı Paketi’yle gelen düzenlemeye göre HMK m.107 belirsiz alacak davası hükmü tamamen kaldırıldı. Bunun yerine Kanunun 109. maddesine şu fıkra eklenmiştir. “(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsusu olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar arttırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. “

Gerekçede, belirsiz alacak davasının uygulamaya girdiği tarihten itibaren hangi alacakların bu dava türüne konu olabileceği konusunda ciddi tereddütlerin ortaya çıktığı, bu durumun çok sayıda içtihat farklılığına ve yargılamaların uzamasına neden olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılması ve uygulamada ortaya çıkan sorunların kısmi dava kurumu üzerinden giderilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir.


Artık bu düzenlemeye göre belirsiz alacak davası kaldırılmış, belirsiz alacak davasının işlevi, eklenen özelliklerle kısmi davaya geçmiştir. Önceden yalnızca talep edilen kısım için kesilen zamanaşımı artık artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş olacaktır. Dava açan taraf için bir defaya mahsus olmak üzere ıslah hakkını kullanmaksızın alacağın kalan kısmını talep etme hakkı verilmiştir. Bu usul açısından davacı için bir kolaylık sağlamaktadır.


Ancak artırma hakkının bir defaya mahsus olması uygulamada önemli sorunlara yol açabilir. Özellikle bilirkişi raporlarının yenilenmesi, ek rapor alınması veya yeni delillerin ortaya çıkması halinde davacının talebini yeniden güncelleme imkânı bulunmayacaktır.

Diğer yandan HMK m. 357 uyarınca istinaf aşamasında kural olarak ıslah mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece yargılamasında artırma hakkını kullanamayan veya eksik kullanan davacının üst mahkemede bu eksikliği giderme olanağı da bulunmayacaktır. Bu durum uygulamada yeni hak kayıplarına ve ek dava açılması ihtiyacına yol açabilecektir.


Belirsiz alacak davasının uygulamada bazı tereddütlere ve içtihat farklılıklarına yol açtığı kuşkusuzdur. Ancak bu sorunların çözümü, kurumun tamamen yürürlükten kaldırılması değil; uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin kanun değişikliği veya yerleşik içtihatlarla giderilmesi olabilirdi.

 

Belirsiz Alacak Davası

Kısmi Dava

Yeni Kısmi (Hibrit) Dava

Zamanaşımı, sonradan artırılacak olan alacak için de davanın açıldığı tarihte kesilir.

Zamanaşımı, alacağın dava tarihinde konu yapılan kısmı için kesilir. Islah ile artırım yapılırsa artırma yapılan kısım için ıslah tarihinde zamanaşımı kesilir.

Zamanaşımı, sonradan artırılacak olan alacak için de davanın açıldığı tarihte kesilir.

Karşı tarafın rızasına gerek duymadan ve ıslah hakkını kullanmadan artırım yapılabilir.

Yalnızca ıslah ile artırım yapılabilir.

Islah hakkını kullanmadan yalnızca 1 defaya mahsus talep artırımı yapılabilir.

Faizler, tüm alacak için davanın açıldığı tarihten itibaren işler.

Faizler*, dava tarihinde talep edilen kısım için o tarihten, ıslah yolu ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren işler.

Faizler, tüm alacak için davanın açıldığı tarihten itibaren işler.

Dava açıldığı sırada dava değeri belirli değildir.

Dava açıldığı sırada dava değeri belirlidir.

Dava açıldığı sırada dava değeri belirli de belirsiz de olsa bu dava kullanılacaktır.

 

 

            *Faizin işlemeye başlama zamanı, işçilik alacakları yönünden bakacak olursak, istisnaları olabilir. Yukarıda faizin durumuna yaptığımız açıklamalar kural olaraktır. Örneğin kıdem tazminatı kısmi dava ile talep edilir, kalan kısım ıslahla artırılsa bile faiz ıslahla değil fesih tarihinden işlemeye başlar.

 
 
 

Yorumlar


Çorlu Avukat  Çorlu boşanma avukatı çorlunun en iyi boşanma avukatı çorluda avukat avukat çorlu boşanma
avukat çorlu avukat ceza çorlu avukat ağır ceza çorlu
avukat miras çorlu miras davası

 

Yüce Hukuk

©2024, Yüce Hukuk

bottom of page